Küçüktüm Yazdır e-Posta
Site - Hikaye
Tarık RuÅŸen tarafından yazıldı   
Pazar, 13 Aralık 2009 13:20
 
-Deli doktor orada mı a oğlum?
-Kim?
-Doktor doktor! Sen Åžerife’nin oÄŸlu deÄŸil misin?
-E..Evet
-Heh..Maşallah..Doktor sağlık ocağında mı yavrum?
-Evet.
-O zöldür* herif orda demek!..
 
YaÅŸlı teyze duyduÄŸu cevap karşısında pek memnun olmamıştı. Yine de elindeki torbadan çıkardığı ipe dizilmiÅŸ alıçları boynuma astı. Afiyetle ye, dedi, annene de selam söyle. Sonra çeltik tarlalarında çalışmaktan çatlamış elleriyle başımı okÅŸadı ve saÄŸlık ocağını sırtına alarak köye doÄŸru yavaÅŸ yavaÅŸ yürümeye baÅŸladı. Küçüktüm. YaÅŸlı teyzenin Doktor amcaya neden deli dediÄŸini anlamadım. Boynumdaki alıçları kemire kemire saÄŸlık ocağına doÄŸru yürüdüm. Annem boynumdakileri kemirdiÄŸimi görünce çağırdı beni yanına. Kim verdi onları sana? ,diye sordu. YaÅŸlı bir teyze verdi, dedim, sana da selam söyledi. Deli doktor saÄŸlık ocağında mı diye sordu ben de ‘evet’ dedim. O da gelmekten vazgeçti, diye devam ettim konuÅŸmaya. Deli doktor demem annemi kızdırdı. Bir daha duymayacağım böyle sözler, diye çıkışta bana. Küçüktüm. Annemin yaÅŸlı teyzenin söylediklerini tekrarlamama neden kızdığını anlamadım.
 
Nurettin amca köyün tek doktoruydu. Lojmanda yer olmadığı için köyde ev kiralamak istemiÅŸ ama köylü evini kiralamaya yanaÅŸmamıştı. Çareyi geçici bir süreliÄŸine saÄŸlık ocağının içinde küçük bir odada kalmakta bulmuÅŸtu. Sabahları saÄŸlık ocağının ilaç kokan odalarının aksine bu odadan sucuklu yumurta kokusu gelirdi. Benim payımı da bir ekmeÄŸin arasına sıkıştırır ve ben yiyene kadar başımda beklerdi.Ben sucuklu yumurtamı yerken hastalar yavaÅŸ yavaÅŸ gelmeye baÅŸlarlardı.
 
Her hastaya aynı tedaviyi uygulardı. Neyin var? Sorusunun karşılığını almadan yaÅŸlı amcaları, teyzeleri, küçücük çocukları saÄŸlık ocağının koridorunda yürüttükçe yürütürdü. Hali kalmayan köylü bir daha hasta olmamaya yemin ederdi. Bir gün böyle geçip giderdi. AkÅŸam saat beÅŸ olup paydos dediklerinde çayını demler ve benimle uzun uzun muhabbet ederdi. Daha ilkokula bile gitmeyen ben, kendisini sadece dinlerdim. Bir sevdalısı varmış, anlatırdı:
 
Kimse görmez onu. Kimseye göstermem. Her akÅŸam yanıma gelir. O gün ne yaptıysa anlatır, ben de dinlerim. SustuÄŸu vakit ben konuÅŸmaya baÅŸlarım. Åžiirler okurum ona. Önceden yazdığım ÅŸiirler. Sonra gözlüklerimi çıkarmamı ister. Ben de hiç sormam neden diye, çıkarırım. Biliyor musun, ondan baÅŸka hiç kimseyi gözlüksüz göremem ben. Bir tek o bilir gözlerimin rengini. YeÅŸilmiÅŸ gözlerim. Geçen geldiÄŸinde söyledi. Onun gözleri mi? Onun gözleri bazen elâ olur bazen mavi, bazen yeÅŸil. Ama hiç siyah olmadı ÅŸimdiye kadar. Biliyor musun, dün giderken öptü beni. Nasıl heyecanlandım anlatamam. Bak, kimseye söyleme sakın!
 
AkÅŸam ezanı okunurdu o anlatırken. AkÅŸam ezanı eve dönüÅŸ vaktiydi benim için. Gitmem lazım Doktor amca, derdim, iyi akÅŸamlar. Benim söylediklerimi duymazdı. Devam ederdi anlatmaya.
 
Bir sabah SaÄŸlık Bakanlığı’nın müfettiÅŸleri geldiler köye. Köy ahalisi Doktor amca hakkında ÅŸikâyette bulunmuÅŸ. MüfettiÅŸler inceleme yaptılar sabahtan akÅŸama kadar. Köylüyü dinlediler önce. Sonra anneme, saÄŸlık memuruna ve ebeye sorular sordular. O her sabah sucuklu yumurta kokan odasını aradılar. Odanın duvarlarına bir sürü insan ÅŸekli çizilmiÅŸti. Hasta kabul defterini buldular odada. Defterin arkasında her akÅŸam gelen sevgilisine yazdığı ÅŸiirler vardı. MüfettiÅŸlerin incelemesi hava kararınca bitti. Doktor amcayı da yanlarına alıp terk ettiler köyü.
 
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra annemle babam aralarında konuÅŸurlarken duydum Doktor amcaya ne olduÄŸunu. Åžizofreni diye bir hastalığı varmış. Bir hastaneye kaldırmışlar. Orada kendisi gibi olanlarla birlikte kalıyormuÅŸ. Küçüktüm. Åžizofreni nasıl bir hastalıktır bilmiyordum. Anne, dedim, Doktor amca geri gelecek mi? Yok yavrum geri gelemez bir daha, dedi annem. AÄŸlamaya baÅŸladım. Ama biz ziyaretine gideriz, dedi annem gözyaÅŸlarımı silerek. AÄŸlamaya devam ettim.
 
Ziyaretine hiç gitmedik!
 
Aradan yıllar geçti. Nurettin amcanın yattığı hastaneyi buldum. Hala oradaydı. Ziyaretine gittim. Doktorları zorluk çıkarmadılar onu görmek istediÄŸimi söyleyince. YaÅŸlanmıştı. Beni hatırlamadı. Dün geldi, dedi, ilk kez siyah siyah baktı bana. Anlamadım ilk baÅŸta. Sonra bana anlattığı, her akÅŸam yanına gelen sevgilisinden bahsettiÄŸini fark ettim.
 
Hiç siyah siyah bakmamıştı bana, dedi yanından ayrılırken.
 
Ertesi sabah Nurettin amcanın vefat ettiÄŸini öÄŸrendim. İlk ve tek ziyaretçisi ben olduÄŸum için beni aradılar hastaneden. Hemen hastaneye gittim. Gece boyunca üzüntülü olduÄŸunu, sessiz sessiz aÄŸladığını öÄŸrendim. Sabaha karşı da ölü olarak bulduklarını söyledi doktoru. Sessiz bir ölüm yaÅŸamış çıkarmadığı gözlüklerinin ardında. Yalnız, sessiz ve ıslak bir ölüm!..
Doktoru odasında bir mektup bulduklarını söyledi. Aldım mektubu ve okumaya baÅŸladım. BildiÄŸim bir ÅŸarkının sözleri yazılıydı kağıtta:
 
AÄŸlarken
Duvara karşı
Åžehir duruyor

AÄŸlarken
Ve baÅŸka hiçbir ÅŸey yok
Ölüyorum belki de
Ah! Neredesin?

DüÅŸlerken
Duvara karşı
Şehir yanıyor

DüÅŸlerken
Nefes alamadan
Seni seviyorum aşkım
Seni seviyorum aşkım

Dua ederken
Duvara karşı
Şehir yıkılıyor

Dua ederken
Azize Marie
Azize Marie
Azize Marie

Ölürken...
 

(*zöldür~ iÅŸe yaramaz)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Deneme

Hasret DediÄŸin...
  Hasret dediÄŸin sevdan...
Zamanla Yolculuk
Yakalamak için ...

Åžiir

Sen Anlarsın Çocuk!
Uhud …. Tıkanıyorum ... ...
Sarkaç
Tabur… Kana susamış ...
Yapayalnız
yapayalnızdı. oynak bir ta...

Serlevha

Anayasa Mahkemesine İhtiyaç Yoktur
 Anayasa Mahkemesi verdiÄ...
Sn Mustafa Başoğlu'ndan Açıklama
  MİLLETİN BÜTÜNLÜĞÜ ...