|
Bilmiyorum; Sussa mıydım ki.. |
|
|
|
Site -
Deneme
|
|
Esra Düzenli tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 04 Ocak 2010 03:25 |
|

Â
       Çok ağırım kendime.
       Kalem almayı bekleyemiyor yüreğim. Davranıyorum klavyeme. Ucu açık yaralarım gibi ucu kesik cümlelerim var. Sonu gelmeyen. Virgülle biten, aslında bitmeyen. Çünkü hiçbirşey anlatmayan cümlelerim var benim. Olduğu gibi ağzımdan çıkan. Parmaklarımın pervasız vuruşları var tuşlara.. Hangi harfe neden vurmalı bilmiyor. Binlerce kelime var dimağımda. Hangisi diğerinden sonra gelir. Bilmiyorum. Toplayamıyorum akl-î kalemimi..
       Ömürü biçene şükür var kalbimde ve dilimde ama sorular bitmiyor beynimde. Söyle hayat bir ömür kaç yıl? Kaç gün kaç saat kaç saniye? Ne kadar bir zaman zamanı? Kaç ân geçince adına ömür denilir. Bu ömürde kaç şükür var, kaç yaşanmışlık bir ömür oluşturur? Ya ben yaşadığım şu zamana ömür desem ne kadar insaflı olurum. Hepi topu yirmi iki yıldır varım. Kaç gözyaşım bi tecrübe eder ki, değil mi? Sakladığım ateşlerin sönme zamanı geldiğinde bir ömür belki o zaman biter. Bilmiyorum. Yapamıyorum hesâb-ı sahihi..
       Konuşmayı öğrendiğim kadar susmayı da öğrendim ben. Bak artık daha eylemsizim. Daha suskun daha bîtâp. Merak etme biryerlerde bir yanardağım da yok benim. Patlamaya hazır, şimdilik sadece kaynayan. Bir ezan sessizliğim var ağırlığımda. Bir selâmet dualarımda. İşte ben, ben bu kadarım. Yuttuğum hapların diyetini ödüyorum durmadan. Çoğu zaman hediyem başağrısı bazen baygınlık. Ne zaman geçer ki midemden dışarı vuran bu yangın. Ne zaman biter ki beni de içine alan bu salgın. Bilmiyorum. Tutamıyorum inşirâh-ı kalbî..
       Sahi, bilmediklerimi bilebilseydim çok şey değişir miydi?
Â
Â
  03.01.2010 -  06:28
Â
    Â
|